ABD-SSCB ve ABD-RF Nükleer Füze Anlaşmaları

ABD, ilk nükleer silahını geliştirmek için Manhattan Projesi’ni Ağustos 1942 de başlattı. Bu projede 130,000’den fazla kişi çalıştı ve proje 2 milyar dolara mal oldu (2012’ye göre 25 milyar dolar).[1] ABD hükümeti, New Mexico’da Trinity kod adlı ilk nükleer testini 16 Temmuz 1945 gerçekleştirdi. Bu testte kullanılan bombanın kapasitesi 20,000 TNT’ye eşitti. Bu testin gerçekleştirildiği tarih nükleer testin başlangıcına işaret eder.[2] 6 Ağustos 1945 de ABD, Japonya’nın Hiroşima şehrine uranyum bombası attı, birkaç ay içerisinde 60 binden fazla sayıda insan öldü. Daha uzun vadede ise, radyasyon ile bağlantılı hastalıklardan dolayı

çok daha fazla sayıda insan yaşamını yitirdi. Ardından 9 Ağustos’ta ABD, Nagazaki üzerinde plütonyum bombası patlattı. 1945 yılı sonu itibariyle toplam 140 bin kişi öldü[3]. Patlamadan sağ kurtulanlar için yapılabilecek fazla bir şey yoktu. 24 Ocak 1946 da BM, ilk çözümünde, nükleer silahların tamamen ortadan kaldırılması çağrısı yaptı ve atom ile ilgili çalışmalar ile ilgilenmesi için bir komisyon kurdu. 1 Kasım 1952 de ABD, Marshall Adaları – Enewetak Atoll’de ilk hidrojen bombasını patlattı. Bu bomba, Nagazaki’ye atılan bombadan 500 kat daha güçlüydü. 16–29 Ekim 1962 de ABD’nin, Küba’daki Sovyet füzelerini fark etmesiyle büyük bir kriz çıktı. ABD, Küba’yı 13 gün boyunca kuşattı. Bu kriz, ABD ve Sovyetler Birliği’ni nükleer savaşın eşiğine getirdi.5 Ağustos 1963’ de Avrupa ve Amerika’da, nükleer denemelere karşı yapılan büyük gösterilerden sonra atmosferde, dış yüzeyde ve su altında nükleer deneme yapmayı yasaklayan anlaşma Moskova’da imzalandı.

Nükleer silahları sınırlamak için girişimde bulunmak gerektiği düşüncesi 1960’lann sonunda doğdu. 1960’ların bir özelliği de kıta­lararası balistik füze (İCBM) yarışı olmuştu. Gitgide daha güçlü nükleer donanım taşıyan bu füzelerin sayısı ar­tarken, anti balistik füzelerde de (ABM) paralel yarış sürüyordu. 1 Haziran 1968’te Nükleer Silahsızlanmanın sağlanması amacı NPT anlaşması imzalandı. Şu anda NPT’ye taraf olan ülke sayısı 189’ a ulaşmıştır. Bugün nükleer silah sahibi olan sekiz ülkenin üç tanesi ise NPT’ye taraf değildir. Bu ülkeler Hindistan, Pakistan ve İsrail’dir.[4] Kuzey Kore taraf olduğu bu antlaşmadan 2003 senesinde çekilmiştir.

Amerikan ve Sovyet nükleer silahlanmaya bir üst sınır getiren ilk antlaşma olan SALT-1 1969 yılında görüşmeleri başlayıp 1972 yılında imzalanmıştır. Bu anlaşmayla birlikte yumuşama dönemine girilmiş oldu. Buna füzesavar si­lahların geliştirilmesini ve ya­yılmasını sınırlayan ABM Ant­laşması eşlik etti.  Moskova’da Amerika Başkanı Richard Nixon ile Sovyetler Birliği Komünist Partisi Genel Sekreteri Leonid Brejhnev arasında Anti Balistik Füze Antlaşması (ABM) imzalandı. Bu antlaşma ile savunma füzelerinin sınırlandırılmasında kesin anlaşmaya varıldı, saldırgan füzeler konusunda geçici bir anlaşma yapıldı. Bu anlaşma, Amerika ve Sovyetler Birliği arasında dönüm noktası oldu. Antlaşma, ulusal savunma için ülke çapında füze ağı kurulmasını yasaklıyordu. Antlaşmayla, bir ülkenin düşmanının savunma zırhını delebilmek uğruna baş döndürücü hızla büyüyen silahlanma yarışının önünün kesilmesi amaçlanıyordu.

SALT 1, dehşet dengesinin ilk nicel düzenlemesini temsil ediyor ve bu özelliğiyle iki süper güç ara­sındaki kuvvetler oranının ön­görülebilir bir biçimde yönlen­dirilmesine imkân sağlıyordu. Dehşet dengesi iki bloklu dünyada taraflardan birinin nükleer silaha başvurması halinde, diğerinin de karşılık vereceği ve dünyanın yok olacağı tezine dayanıyordu. Washington ile Moskova a­rasında yumuşama döneminin ilk mihenk taşı olan SALT 1, 1979’da yeni bir anlaşmayla (SALT 2) sonuçlanan, stratejik silahların sınırlanmasına ilişkin yeni görüşmelerin başlamasına da temel oluşturdu. SSCB ile ABD, Viyana’da SALT-2 Antlaşması’nı imzaladı; taarruz amaçlı nükleer silahlar sınırlandırıldı.

ABD’ de yasama organı olan Kongre, aynı yıl SSCB Afganistan’ı işgal ettiği için SALT-2’yi hiçbir zaman onaylamadı.[5] Ancak taraflar antlaşmayı gözetmek hususunda birbirine söz verdi ve bunu uyguladı. SALT-2 ile ilk defa, süper güçlerin yerleştirebileceği stratejik nükleer silahlarına tavan konuldu. Bununla birlikte ABD’de SALT’a karşı çıkanlar, bu anlaşmaların büyük ölçüde SSCB’nin lehine olduğunu ileri sürüyorlardı. Sonuçta ABD Senatosu SALT 2’yi onaylamayı reddetti ve 1980’de Ronald Re­agan Beyaz Saray’a seçilince, görüşme sürecine tamamen karşı olanlar, kendilerini iktidarda buldular. Gene de ABD, tıpkı SSCB gibi SALT 2 Antlaşması’nın metnine uydu, ama iki süper güç arasındaki bütün görüşmeler donduruldu. START adı verilen yeni gö­rüşmeler ancak 1982’de ve bu sefer yeni Amerikan görüşleri teme­linde başlayabildi. Bu sefer si­lahları sınırlamak yerine azaltmak söz konusuydu.

O tarihten sonra iki süper güç arasında büyük ilerlemeler kaydedildi. 11–12 Ekim 1986 da ABD Başkanı Ronald Reagen ve Sovyetler Birliği Başkanı Mihail Gorbaçhov İzlanda, Reykjavik’de bir araya gelerek nükleer silahların tamamen ortadan kaldırılması olasılığını tartıştılar. Tüm yeryüzünün kader anlarından biri: İzlanda’nın başkenti Reykjavik’te SSCB lideri Mihail Gorbaçov ile ABD Başkanı Ronald Reagan arasında, ses, elektronik kayıt geçirmeyen “yalıtılmış müzakere kapsülü” nde yapılan görüşmede, Gorbaçov, Reagan’a bütün gezegeni ilgilendiren tarihi çağrısı yaparak, “Geliniz, Stratejik Savunma Girişimi projenizden vazgeçin, tüm nükleer silahları bir kademede yok edelim…” dedi. Reagan, Rusya’yı çok zor duruma düşüren, o zamanki medya tabiriyle “yıldız savaşları” denilen Stratejik Savunma Girişimi adlı uzaydan savunma sistemi konusunda halkına verdiği sözden geri dönemeyeceğini söyleyerek tarihi teklifi geri çevirdi.[6]

8 Aralık 1987 de Sovyetler Birliği ve ABD, 300 ile 3,400 mil arasında değişen bütün kara füzelerini yasaklayan Orta Menzilli Nükleer Güçler Anlaşması’nı imzaladılar. 19 Kasım 1990 da AKKA, NATO ve Varşova Paktı tarafından imzalanmıştır. 1990’da imzalanan ve 1991’de yürürlüğe giren AKKA ile beraber tank sayılarında, savaş helikopterlerinin sayılarında ve diğer silahların sayılarında öngörülen indirimlerle konvansiyonel silahlarda tarafların durumları dengeye getirilmekteydi. Varşova Paktı, bu konuda NATO’ya karşı üç misli daha avantajlıyken son durum NATO’nun bu dezavantajlı durumunu önemli ölçüde değiştirmiştir.[7]

31 Temmuz 1991’de, Moskova’da START antlaşması imzalandı. Bu antlaşma her iki tarafın stratejik nükleer silah stoklarında yaklaşık yüzde 30’luk bir azaltmaya gidilmesini ön­görüyor ve en fazla istikrarı bozduğuna inanılan silahlar için -karadan fırlatılan ve büyük bir yük taşıma kapasitesine sahip olan kıtalararası füzeler- azamî sınır belirliyordu. Bu antlaşma uzun menzilli silahların indirimi konusunda imzalanmış ilk antlaşmadır. Belli başlı tıkanma noktaları 1991 başında ortadan kalktı. Anlaşma ile iki taraf kıtalararası balistik füze (ICBM), denizaltı platformuna konuşlu balistik füze (SLBM) ve ağır bombardımanların sayısının 1.600’e çekilmesini hedefledi. Son kalan sorun bu kadar karmaşık bir antlaşmanın uygulanmasının denetlenmesiyle ilgiliydi.

Denetleme işlemleri müdahaleci bir nitelik göstere­cekti, ama İNF Antlaşması de kazanılan deneyim iyi bir hareket noktası oluşturuyordu. Sovyetler Birliğinin dağılması ile ikili bir antlaşma olan START çok taraflı bir antlaşmaya dönülmüştür. Bu hususta dağılan Sovyetlerden meydana gelen Rusya, Ukrayna, Belarus, Kazakistan 23 Mayıs 1992’de Lizbon’da toplanarak ABD ile Lizbon Protokolü’nü imzalamışlardır. Daha sonrasında ABD Başkanı Bush’un başkanlık görevinin son günlerinde START–2 Bush ve Yeltsin tarafından 3 Ocak 1993 tarihinde Moskova’da imzalanmıştır. Bu antlaşma Start-1’de belirtilen nükleer silahlarda ki 3’te 1’lik anlaşmanın arttırılarak, üçte ikilik bir azaltmaya gidilmesini öngörmekteydi. Fakat ABD Senato’sunun onaylamasına rağmen Rusya’dan uzun bir süre olumlu bir geri dönüş yapılmadı. 2000 yılında başkan seçilen Putin START-2’ nin onaylanması için çağrıda bulunmuş ve DUMA’ da görüşülüp onaylanmıştır.  24 Eylül 1996 da Kapsamlı Nükleer Deneme Yasağı Anlaşması Birleşmiş Milletler’ de imzaya açıldı.

Çin, Fransa, İngiltere, Rusya ve ABD’de anlaşmayı imzaladı. Hindistan anlaşmayı imzalamayacağını açıkladı. ABD, 11 Eylül 2001 yılında gerçekleşen saldırı sonrasında, ABM’nin değiştirilmesini, hukuk-kural tanımaz “nobran devletler” diye tabir ettiği devletlere karşı sınırlı ölçüde ulusal savunma kalkanı oluşturulmasına izin verilmesini istiyordu. Rusya devlet başkanı Putin bu kararın bir hata olduğunu dile getirmiş ancak ek olarak bu durum Rusya’nın güvenliğini tehlikeye atmayacağını bu sebeple iki taraf içinde ortak bir stratejik güvenlik planı yapılabileceğini söylemiştir. 24 Mayıs 2002’de ise Bush ve Putin dünyadaki nükleer silah sayısını üçte iki oranında azaltan, her iki ülkenin nükleer savaş başlıklarının sayısını 2012 yılı sonuna kadar 1700–2200 sınırına indirilmesini öngören stratejik silahların indirimi ile ilgili Stratejik Taarruzi İndirim Anlaşması’nı (SORT), diğer adıyla Moskova Anlaşması’nı imzalamışlardır.[8] ABD haziran ayında ABM Antlaşmasında çekildiğini açıklamış bunun akabinde Rusya’da STAR-2  Antlaşmasının yükümlülüklerini yeri getirmeyeceğini açıklamıştır.

5 Aralık 2009’da son bulacak START-1 antlaşmasının yerine geçecek bir stratejik plan için yeni görüşmeler erkenden başlatılmıştır. Bu antlaşmada en önemli husus yaygınlaşan nükleer silahların önlenmesine vurgu çekmesidir. 8 Nisan 2010 tarihinde ABD Başkanı Obama ve Rusya Devlet Başkanı Medvedev, Prag’da START’ı yenileyen imzaları atmışlardır. Önceki antlaşmalar ile kıyaslandığında en geniş kapsamlı nükleer silahların sınırlandırılması antlaşması olduğu görülmektedir. 5 Şubat 2011’de devletlerin parlamentolarında alınan onay belgelerinin Münih Güvenlik Konferansı’nda gerçekleştirilmiş, tarafların onay belgelerini değiş tokuş işlemi ile Yeni START yürürlüğe girmiş oldu. Şubat 2021 de sonlanacak olan antlaşma için ABD ve Rusya, antlaşmanın 1 yıl uzatılması için aylar öncesinden ön görüşmelere başladılar. ABD nükleer savaş başlıklarının mevzilendirilmesinin anlaşma sağlanana kadar durdurulması koşulu ile olumlu olacağını dile getirdi. Rusya Dışişleri Bakanlığı sürecin olumlu yürüdüğü şeklinde açıklamalarda bulunmuştur.

Şu an nükleer silah sahibi 9 ülke var bunlar: ABD, Rusya, İngiltere, Fransa, Çin, İsrail, Hindistan, Pakistan, Kuzey Kore. Dokuz ülke toplam 15.000’den fazla nükleer silahın sahibidir. Birleşik Devletler ve Rusya, tehdit algılandığında birkaç dakika içinde başlatılmaya hazır yüksek uyarı statüsünde yaklaşık 3.200 nükleer silaha sahipler. Çoğu, 1945’te Japonya’ya atılan atom bombalarından kat kat daha güçlüdür. Büyük bir şehirde patlatılan tek bir nükleer savaş başlığı, milyonlarca insanı öldürebilir ve etkileri on yıllarca devam edebilir.[9]

Kaynakça

[1] National Security History Series ,Volume I: The Manhattan Project: Making the Atomic Bomb,ss.6-15

[2] http://icanturkiye.org/nukleer-gercekler/nukleer-silahlar-zaman-cizelgesi/

[3] https://www.aa.com.tr/tr/dunya/hirosima-ve-nagazakiye-atom-bombasi-atilmasinin-uzerinden-uc-ceyrek-asir-gecti/1930905#:~:text=Hiro%C5%9Fima’da%20ilk%20etapta%2066,Nagazaki’de%2075%20bine%20%C3%A7%C4%B1kt%C4%B1.

[4] http://www.greenpeace.org/turkey/tr/campaigns/di-er-kampanyalar/nuekleer-silahs-zlanma/npt-anla-mas/

[5] http://img-superetut.mncdn.com/ktp/1208040103.htm

[6] http://arsiv.ntv.com.tr/news/1562.asp

[7] http://www.tarihsinifi.com/4612/k%C3%BCresel-sorunlar-g%C3%BCvenlik-silahlanma-silahlar%C4%B1n-denetimi-ve-silahs%C4%B1zlanma.html

[8] James P. Terry, “The 2002 Moscow Treaty:Marking a New Strategic Relationship Between the United Dtates and Russia,” Army Lawyer Issue 381, (Feb.2005), 5-10.

[9] http://www.icanw.org/the-facts/nuclear-arsenals/

Kısaltmalar

NPT: Non-Ploriferation(Nükleer Silahların Artırılmasının Önlenmesi Antlaşması)

SALT-I: Stratejik Silahların Sınırlandırılması Antlaşması-I

SALT-II: Stratejik Silahların Sınırlandırılması Antlaşması-II

INF Treaty: Intermediate-Range Nuclear Forces Treaty(Kısa ve Orta Menzilli Füzeler Antlaşması)

START-I: Stratejik Silahların Kaldırımı Antlaşması-I

START- II: Stratejik Silahların İndirimi Antlaşması -II

AKKA: Avrupa Konvensiyonel Kuvvetler Antlaşması

ABM: Anti Balistik Füze Antlaşması

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on telegram